$ DOLAR → Alış: 5,41 / Satış: 5,44
€ EURO → Alış: 6,13 / Satış: 6,15

Hayata Dair Kurt Yalnızlığı

Halit DURGUT
Halit DURGUT
  • 28.02.2018
  • 684 kez okundu

Her sabah uyandığımda bir an önce gece olsa da uyusam diye homurdanarak yatağımdan kalkıyorum. Gece olduğunda ise kısır döngü devam ediyor ve bu seferde uyumak mümkün olmuyor. Bir harf bir kelimeyi, bir kelime bir cümleyi, bir cümle bir dörtlüğü meydana getiriyor ve uyumak hayal oluyor başlıyorsun yazmaya bu gece olduğu gibi.

Bu sefer hayata dair yazmak geçti içimden öyle ya, iş, geçim sıkıntısı, kira, faturalar vs.. derken hayatın keşmekeşinde bir çok şeyi ıskalıyoruz.

Hayat, herşeye sahip olma hırsından çok elimizdekilerle yetinmeyi, küçük şeylerle mutlu olmayı başarabilinler için en büyük servettir.

Anton Çehov’un, bahsettiği bu ruh halini de yaşamıyor değiliz bazen;

Ne kadar harika bir gün. Çay mı demlesem, kendimi mi assam karar veremiyorum.”

Yazıma 2013 yılında İstanbul’da tanıklık ettiğim bir olayı anlatmak istiyorum.

Üsküdar’da bir akşam üzeri kız kulesinin karşısında oturmuş, bir yandan çayımı yudumlayıp bir yandan da İstanbul’un eşsiz güzelliğini seyre dalmıştım. Bu keyfimi yan tarafımda yaşanan bir olay böldü.

Kadın:
– Bir kişi yüzünden sevdiklerini kırman niye? Bir kişi yüzünden bu asiliğin niye? Bir kişi yüzünden insanlara güvensizliğin niye? Söyle niye?

Burada adam bir açıklama yapacak diye beklerken verdiği cevap karşında şok olmuştum.

– Bir kelime daha etmeden defol git buradan!

Kadın:
“işte sen busun korkak ve bencilsin” diyerek gitti.

Adamın bu durumdan çok memnun olduğu söylenemezdi. Elleri öyle titriyordu ki, sigarasını zor yaktı. Çaktırmadan gözünden inmekte olan yaşları sildi. O gün adamın ne yapmaya çalıştığını anlamamıştım.

Abartısız söylüyorum üç gün boyunca bu adamın neden böyle yaptığını anlamaya çalışmıştım. Bu olaydan çok fazla etkilenmiştim ama zamanla boş vermiş, zihnimden silinip gitmişti. Ta ki, bir yıl öncesine kadar.

Adam aslında koruma içgüdüsü ile böyle davranmıştı.
Öyle anlar yaşarsın ki, sevdiklerini kendinden bile korursun.

Bu durumda yürek, zindana atılmış mahkum gibi göğüs kafesini tekmeler. Artık hayat orkestra şefi gibi verdiği notalarla insanı yönlendirmeye başlar. Herşey insanın kontrolünden çıkar hayatın yörüngesine girer.

Yazımın başlığında da bahsettiğim konu tam olarak da bu KURT YALNIZLIĞI.

Çünkü; Kurtlar ölmeye yakın zamanlarında yalnız kalırlar. Öleceklerini anladıklarında ödlerini parçalayarak intihar ederler.
Burada ölümden kastım tenin ölümü değil, duyguların ve yaşama sevincinin ölümü.

Hayatın katilinin hayaller olduğuna inanırım.

Oskarlık hayallerin senaristi insanoğlu, hikayesinin bir başyapıt olduğunu düşünsede realitenin deprem etkisinde sallamasıyla uyanır.

Ne yaşarsanız yaşayın, nasıl yaşarsanız yaşayın ama hayal ve hayat arasında ki dengeyi iyi kurun.
Çünkü hayat ciddiye alınması gereken büyük bir savaştır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ