$ DOLAR → Alış: 5,34 / Satış: 5,36
€ EURO → Alış: 6,05 / Satış: 6,08

Bu Şehirde Ölen Ölene

Ali KAYBAL
Ali KAYBAL
  • 03.03.2018
  • 22.713 kez okundu

Çocukluğumu hatırlıyorum.
Her evde bakırdan tencereler vardı.
Sonra bir alüminyum furyası çıktı.
Ev hanımları bakırları atarak bunun yerine alüminyum tencereleri aldılar.
Bu bedel çok ağır oldu. Ama bunun neticesini yıllar sonra görebildik.
Zira alüminyum insanımızda “Alzheimer “ hastalığını tetiklemişti.
Yeni şeylerin neyi getirip neyi götüreceğinin hesabını yapmıyoruz.
İnsanlarımız hırsla kalkıp zararla oturur duruma geldiler.
Bu davranış şehirler içinde böyledir.
Yapılan işlerin ilerisini ve arkasını göremiyoruz.
Sonra ardı arkası kesilmeyen bir tartışmanın içine giriyoruz.
Hani iki Karedenizli sahile inmiş. Bu sırada bir kuş denizin üzerine süzülmüş. Bir tanesi
– Kuşun kanadı suya değdi, demiş. Öbürü hemen itiraz etmiş.
– Hayır değmedü
– Değdü
– Değmedü.
Sonunda pat küt birbirlerine girmişler.

Bu şehirde bazı şeyleri öldürmüşüz.
Uzun yıllar uzak kaldığım bu şehre geri döndüğümde oturacağım evi tamirden geçireyim dedim. Bir ustayla anlaştık. Üç günde bitecek eve 33 günde bitti. Eve bir kazma vurdu gitti. Bu süre içinde başka yerden bir başka iş almış. Arıyorsun telefona eşi çıkıyor. Eşi de sahtekar ustayı korumak için olmadık yalan söylüyor. Behey adam bari eşini bu işe alet etme. Nihayet bizim sahtekar otuzuncu gün geldi. Son iki günde yapacağı işleri şişirip attı. Birinci sınıf malzeme kullan dedik üçüncü sınıf malzemeleri kullanıp gitti. Şimdi bizden hayır dua bekleyecek.Bu şehrin esnafı ölmüş.

Eskiden bu şehre birisi bir kazma vuracak olsaydı şehrin ileri gelenleri hemen Belediye Başkanına veya Kaymakam’a, Valiye çıkardı. “ Dur bakalım bey, bu işi yanlış yapıyorsunuz. Bu haliyle bu şehir zarar görür” derlerdi. Şehrin tam ortasındaki 20-25 yıllık vilayet binası yıkılmış 500 metre öteye dikilirken, yeni bir adliye binası 100 metre öteye dikilirken kimse gidip de yanlış olduğunu söylememiş.Bu şehrin eşrafı ölmüş.

Şehrin girişine bir köprü yapılmış. Ucube bir görüntüsü var. Eski işlevi bundan daha iyiydi. Köprünün gelişi var gidişi yok. Bu köprüyü buraya kim düşünmüş. Köprünün teslimatını kim yapmış. Yapılan işleri kim yerinde tetkik etmiş. Yapılmayan işleri kim tamamdır diye kimin adına kabul etmiş. Yapılan masraflar bu şehirlinin cebinden yapılırken kimse ses çıkarmamış.Bu şehrin amiri memuru ölmüş.

Eski nur camisinin olduğu yerde bir kılınan namazlarda bir samimiyet bir doğruluk vardı. O günleri arar olduk. Makine kimya fabrikasının eski bloklarının bulunduğu yerde, bahçe içinde dalların altında olan evlerin içinde bir huzur bir mutluluk vardı. İnsanların hafızaları sıfırlandı. Hiç kimsenin yad edeceği bir alan, tarif edeceği bir ev kalmadı. Kısacası bu insanların hatıraları katledildi. Bu şehrin mazisi ölmüş.

Hangi sokağa girersen gir, hangi caddeye çıkarsan çık, yolun bir tarafında araçlar tek sıra halinde park etmiş. Kimi caddelere ve sokaklara kırmızı kazıklar çakılmış. Dolmuş yolcusunu alırken yolun ortasında duruyor. Şoför arabasını yolun ortasına bırakıp markete girip alış veriş yapıyor. Arkasında araçlar sıra olmuş alış verişin bitmesini bekliyor. Arkadan bir ambulansın acı acı sren sesi ortalığı yırtıyor. Ne önündeki araçların kaçacağı bir yer var. Ne de acı acı yırtınan ambulansın geçeceği bir yer var.Bu şehrin kendisi ölmüş.

En çok garibime giden çöp olayı. Hiçbir sokakta çöplerin atılacağı bir konteynere rastlamadım. Elimdeki çöpü nereye atacağımı şaşırdım. Belirli bir saat ayarı yapmışlar. Bu saatte çıkarıyorsun, bu saatten sonra çöp araçları çöpleri topluyor. Çöplerin sokağa çıkarılacağı saate kadar çöpünüzü koklayarak hoşça vakit geçirmek zorundasınız. Hiçbir kimse de çıkıp “ arkadaş sen bizi bu kokuyu çekmeye mahkum edemezsin” demiyor. Madem ki kamu hizmeti yapıyorsun, ben vergisini ödeyen vatandaşım, araçların sabah akşam çıksın, kapıların önüne de bir çöp konteyneri koy demiyor. Bu şehrin hak sahipleri ölmüş.

Bu şehrin her halinden alacağımız derslerimiz olmalı.
Yoksa bu bedeli biri veya birileri çok ağır bir şekilde öderken bizlerde bu işlerden nasibimizi alacak gibiyiz. Eğer bu şekilde yaşamı sürdüreceksek.
Millet olarak geldiğimiz hale bir bakacağız.
Tabandakiler sahtekar olmasa,Üsttekiler sahtekar olur mu ?
Bu insanlar en üstteki insanları kendi aralarından seçerek yukarı çıkarmıyor mu ?

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ